Perşembe, Kasım 18, 2010

Erkekler, erkeklerine toz kondurmayan kadınlar, cümle cemaat gelin

Her bayram olduğu gibi bu bayram ziyaretleri de yine içimi nefretle doldurdu sevgili okuyucu. Zaten aklımda olan, yazayım da yazayım diye niyetlendiğim birkaç noktayı yazmam için bana bir itici güç oldu. Zaten genelde öfke, şiddet ve nefretten beslenirim; bunu beni bilenleriniz bilir. Haaa, bu noktada kaşını kaldırıp iç çekerek bana acıyacak olan newage tiplere, sevgisel hippilere, kendi fanuslarında başarılar dilerim, ama aslında dilemem o lafın gelişiydi, dünyayı günahıyla, acısıyla, eşitsizliği ile görmemeyi inatla başardıkları için fanusları çatlasın onların.

Evet, her bayram aynı nane. Babannemin evinde babannem dahil her kadın ayakta, hizmette, erkekler koltukta. Nasıl lanet ediyorum bu tabloya, nasıl, bazen düşünüyorum beddua ile dünya dönse babannemin evine hortum inerdi. Beddua etmiyorum tabii aslında, ama içimin hiddet ve şiddet isteği ile dolduğu da aşikar. Mesela dün, sofrayı kurdum, sonra oturduk, gerizekalı yeni evli kuzenim espitirüel bir şekilde "sofrada da hiçbirşeyin tam olmadığı"ndan dem vurabiliyor. Kıçı büyüyesice morbid obez olasıca yaratık koltuğundan kıçını kaldırmamışken bunu diyebiliyor. Cevaben, çok biliyorsa kendisinin sofrayı kurması gerektiğini böylece eksiksiz bir sofra nasıl olurmuş göreceğimizi ve sofrayı kurmamışken nasıl böyle konuştuğunu anlamadığımı aynı espiritüellik ile söylüyorum, etrafımdaki kadınların gülümseyip kafa sallamaları arasında. Fakat bu bir mi, tek mi, münferit mi? Bizim evde ilk mi veya diğer evlerde yaşanmıyor mu? Bu paragrafı okuyup da bana laf edecek olan varsa-hele ki erkek- etsin çünkü ÇOK KAVGA EDESİM VAR. Kadınların vızır vızır çalıştığı ve erkeklerin göt göbek büyüttüğü o ortama lanet olsun, sırf bu yüzden bile ileride geniş akraba ile ilişkimi minimuma indirmeyi düşünüyorum. Hadi babamı atamam ama, gerisini çekmek zorunda kalmam umarım inşallah rabbim.

Yani deli ediyor beni, deli, sırf ben XX doğdum diye, memelerim kavun gibi diye, niye benim bazı işlere yatkınlığım oluyor ya...Kuzenimden ne zaman birşey yapmasını istesem "ben yapamam sakarım", ya ben değil miyim? Varsayıma bakar mısınız, ben kadın olduğum için sakar değilim, yatkınlığım var benim. Yok aslında, yatkın falan değilim ben. Sonra bir de biyolojik açıklamaları reddeden, yani kimse cinsiyeti yüzünden yatkın değildir ama, toplumsal olarak öyle şekillenmiştir, böyle gelmiştir böyle giderdir, işte o ana o ortama uygun davranmak gerekliliğidir, herkes rolünü yerine getirmelidir falan yaklaşımı. Birşey diyeyim mi, bana öyle geliyor ki, bazı çok emektir, iş gücüdür, sömürüdür diye konuşan erkek arkadaşlarım bile bir aile toplaşmasında kadınların iş yapmasında ve kendilerine hizmet edilmesinde sorun görmüyorlar. Yani şu an bile, feministlerle söz üzerinde ortaklaşanlar bile, bir oturma odasında kendilerine köşe yastığı rolü biçebiliyor. NEFRETNEFRETNEFRET.

Sonra bunun bir de evlilik mevzusu var. Mesela türlü evli arkadaşlarımda, konu komşuda gözlemlediğim, netteki ikiyüzbin evli kadın blogunda okuduğum bir ev işini kutsallaştırma, şirinleştirme, sıcaklaştırmadır sürüp gidiyor. Bu sıcaklaştırma önemli, bir sıcaklık hissediyorsunuz dinlediğinizde, okuduğunuzda. Bir sıcaklık, sevecenlik, bir huzur. Çorbayı da nasıl yaptım, böreği de nasıl açtım, kahvaltıyı da nasıl hazırladm söylemi bu. İçiniz ısınıyor o mutluluk tablosunda. Ben şimdi aslında o anlatılarda mutsuzluk var demiyorum, konu bu değil. Eminim mutludurlar falan fiyonk. Peki ya adam nerede ya? Adam nerede biri bana bunu anlatsın? Ben ki yemek yapmayı çok seven biri olarak bunu söylüyorum, bayılırım ben yemek yapmaya. Blog alemi, gelin hepinize beğendi yapayım. Fakat burada konu, yemek yapma rolünün kadına yüklenmiş olması. Yemek yapmayı bu kadar seven biri olarak söylüyorum, beni yemek yapmaktan tek soğutan şey "önüne yemek konmasını" "hizmet edilmesini" beklemek olabilir, "yemeği tabii ki kadın yapacak". Bakınız daha bulaşığa, çamaşıra, temizliğe girmedim.

Ay sinirim tepemde hala, aklıma geldi, yıllar önce annem bi psikolog adamın kitabını almıştı eve, hatta televizyonlara falan çıkar meşhur bu adam. Efendim psikolog adamımız muhteşem evlilik tablosu çiziyordu, mesela kadın mutfakta yemek yaparken erkek salonda salatalık soyabilirmiş. Salatalık soyabilirmiş düşünebiliyor musunuz ya! Hakkaten ne önemli bir iş, kadının yaptığına kıyasla ne kadar zor.

Ben mesela çocuğumla eşim eve geldiğinde onların terli kıyafetlerini alıp makineye atan , sonra onlara hazırladığım yemekleri yediren, sonra önlerinden tabaklarını alan, sonra o tabakları çalkalayıp makineye yerleştiren, sonra o makineyi boşaltan olmak istemiyorum. Ben de onlarla dışarda olmak, onlarla eve girmek, sonra terli kıyafetleri eşim toplayıp çamaşır makinesine atarken mutfağa giren olmak istiyorum, makineyi beraber boşaltmak istiyorum, hatta o gün başka işler yaptıysam "sen otur ben yaparım" denilen olmak istiyorum. Çok mu şey istiyorum bilmiyorum, insan gibi muamele görmek istiyorum; robot gibi görülmek, kadındır yatkındır diye düşünülsün istemiyorum. Belki o sımsıcak, "evimin tüm işini  ben yaparım" anlatılarında annemi gördüğüm içindir, yılların emeğini, yaptığı işin devlet tarafından görülmemesini, annemin canının çıkmasını, babamın hizmet bekleyen tavrını gördüğüm için, ben bir ev kadını neler çeker 25 yıldır izlediğim için, annem kendisi bize "kendimizi ezdirmememizi" tembihlediği için o "erkeğim oturur ben yaparım" hikayeleri benim sinirimi zıplatıyor. Aynı şekilde "ay ben istesem erkeğim de yapar da ben istemiyorum" hikayeleri de sinirimi zıplatıyor. Var öyle bir arkadaşım, ona kalsa eşi çok hamarat da o çok az iş yaptırıyor veya hiç yaptırmıyor.  "Teşekkür eden erkek" modeli de var, her yaptığını övüp teşekkürü eksik etmiyormuş. Etmesin tabii, sorun niye teşekkür ediyor değil, insansa teşekkür etsin zaten. O erkeğin teşekkürüne teşekkür ediyoruz buradan. Ama kendisi niye hiçbirşey yapmıyor, veya yaptığında da sadece "oturduğu yerden salatalık soyuyor"? Ay bir de hamilelik hikayeleri, 9 ay sultanlar gibi davranmışmış, yok yaa, peki geri kalan 1 ömür?

Neyse sevgili okuyucu, hoş bu yazıyı kimse okumayacak ya fazla uzun noldu, neyse ben dışarı çıkıyorum, gelince devam edebilirim de etmeyebilirim de. Hadi görüşürüz.

7 kişinin elinin klavyeye gidesi geldi:

a.b.m.o. selim dedi ki...

ben okudum lan ezik. hadi yine haklısın.

Flying Umbrella dedi ki...

babam geldi aklima.. bizim evde yillarca anlattigina benzer giden isler, kendisinin buyuk bi uyanis gecirmesiyle degisti.. (tik tik) nazar degmesin.. simdilerde yemek hazirlamak ve temizlik evde yasayn herkesin isi haline geldi. tabii aklinin basina gelmesi icin neden evliliginin 25. senesini buldu anlayabilmis degilim.

ikinehir dedi ki...

afferin kanks oku bakalım ilerde düzgün koca olursun VİCDANINLA DAMAT GİT lan.

flying umbrella, hoşgeldin, yukarıdaki hödükle biz hep böyle konuşuruz, sen bakma oralara :) benim babamda bir uyanis falan yok, annem yaslanip hastaliklari arttikca cok minimal bir insanlasma egilimi gorsek de babamda, "anasi yapmazsa kizlari yapar" durumu hakim daha cok...hadi babam 60inda koca adam, artik ondan umidi kestim de, yeni nesile iki tane cakasim geliyor :)

narsis7ekho dedi ki...

ya ben yorum bıraktığıma o kadar emindim ki?!

ikinehir dedi ki...

aa yok canım, hiç mailime de birşey düşmedi, hata verdi blogır herhalde..

Flying Umbrella dedi ki...

hosbuldum :) -cok zamandir, belki de 2-3 senedir okuyorum da, bu yazida geldi yorum'um ancak:)-

deryik dedi ki...

böylelerine cevap basit:
-profesyonel aşçıların hepsi erkek. 5 yıldızlı otellerde çalışanlardan bahsediyorum, kısır yapan temizlikçi teyzelerden değil. uzakta da değil, bolulu tüm ustalar erkek: bakınız hasan.

-profesyonel bütün garsonlar erkek. aynı otellerde missssler gibi sofra kurup servis ediyolar, salon salomanje şıklıkta ve asla dökmeden ve tüm şarap menüsünü, servisin hangi yönden yapılacağını, ordövr düzenini filan bilerek.

-profesyonel temizlik şirketlerinde de mesela daha çok erkek çalışıyor. ayrıca son ütücüler de yine mesela, büyük çoğunlukla erkek.

haliyle sakar falan değiller, yutmam bunu. üstüne para almadan parmak kıpırdatmamak genlerine, akıllarına işlemiş, o kadar. bizimki doğal eğilim, onlarınki alın teri oluyor çünkü.
tamam evet, emek ucuzluğu, kadınlara "uygun" çalışma koşulları, kayıtdışı istihdam vs vs. biliyoruz bunları; ama neticede kadına doğal görünen şeylerin hepsi erkekler pazara girince parasal karşılığı olan bir hizmete dönüşüveriyorsa bence gayet ellerinden geliyodur. hem zorunlu olarak silah kullanmayı öğrenebilen biri heralde kepçeyle çorba da karıştırabilir. mühendisler mesela, çatal bıçak yerleştirebilir. alet kullanımı bi yerde.

salatalık soymakmış. insan bari bakla filan ayıklar da azıcık çile doldurur. salatalık bi de yani. teşekkür konusunda da, "bi de sen yap, ıslıklarla destekliycem" filan demek lazım heralde. teşekkür etmekmiş. "hayvan değil, tembelim. ayrıca uyanığım, teşekkür ettim diye teşekkür bekliyorum" falan sanırım.

hırr ve gırr. iş yaptırırım, yapmayanı uyarırım, mutfakta, evde gıcık biriyim ben. aile kadın egemen olduğundan birbirimizi eğliyoruz, oturan erkek sinek bile nadir.

amma uzattım.
yemek teklifini bi kenara kaydettiğimi zaten biliyosundur :)

 

designer : anniebluesky : www.bloggeruniversity.blogspot.com

graphics : VLADSTUDIO : www.vladstudio.com