Soru: Yazz 24+4 (yurtdışındaki adıyla Yaz) kullanan ve burayı okuyanlar var mı? Buraya bişeyler yazsam cevap alabilir miyim? Yorum kutusunda ses verilebilir mi? Bi muhabbet çevirebilir miyiz? Genel olarak memnun musunuz? Aslında bunu merak ediyorum. Deneyimlerinizi paylaşsanız?
Sinir: Şu televizyon kanallarına çevirileri kim yapıyor? Hangi sorumsuz ve şuursuz onlar, lütfen ellerini kaldırsınlar. Ses etmeyeyim, kimsenin ekmeği ile oynamayayım diyorum ama, artık yetti. Greek adlı diziyi "Yunanistan'da geçen bir üniversite dizisi, gençlerin hayatı" olarak anlattıkları zaman bile bu kadar öfkelenmemiştim. Greek, halbuki, Amerika'da Alfa Nü Beta Zet Pi Düttürü gibi yunan alfabesinden harflerle oluşturulmuş öğrenci birliği olarak mı çevirsek, onları işaret etmiyor mu burada, ediyor. Sorority denir, fraternity denir, bakınız google orada. Ben de alfa beta olarak doğmadım, Amerika'da okumadım. Zamanında netten baktım, okudum. Çeviriyi yapan şahıs gibi ingilizce bilmek de gerekmiyordu, Ekşi Sözlük ne güne duruyordu mesela? Ama, hadi, hadi bunu geçtim. Geçemedim ya, geçtim. Fakat sen nasıl oluyor da, THYME kelimesini maydanoz olarak çeviriyorsun ya? Allah'ın adını veriyorum, bir kelime yazacağın sözlüğe, tek bir kelime. O da sana KEKİK cevabını verecek. İşte bunu kabullenemiyorum, bana versinler ben çeviricem ya. Tamam çeviri zordur, fakat kitap roman makale hele ki şiir çevirisidir o, 20 dakkalık yemek programında her aşçı aynı şeyleri söylerken, annem bile çat pat anlarken, e artık onu da çevir be kadın/adam! Digitürk kendini iyice şaşırmış, ben bu kadarını söyleyeyim.
Sinir: Şu televizyon kanallarına çevirileri kim yapıyor? Hangi sorumsuz ve şuursuz onlar, lütfen ellerini kaldırsınlar. Ses etmeyeyim, kimsenin ekmeği ile oynamayayım diyorum ama, artık yetti. Greek adlı diziyi "Yunanistan'da geçen bir üniversite dizisi, gençlerin hayatı" olarak anlattıkları zaman bile bu kadar öfkelenmemiştim. Greek, halbuki, Amerika'da Alfa Nü Beta Zet Pi Düttürü gibi yunan alfabesinden harflerle oluşturulmuş öğrenci birliği olarak mı çevirsek, onları işaret etmiyor mu burada, ediyor. Sorority denir, fraternity denir, bakınız google orada. Ben de alfa beta olarak doğmadım, Amerika'da okumadım. Zamanında netten baktım, okudum. Çeviriyi yapan şahıs gibi ingilizce bilmek de gerekmiyordu, Ekşi Sözlük ne güne duruyordu mesela? Ama, hadi, hadi bunu geçtim. Geçemedim ya, geçtim. Fakat sen nasıl oluyor da, THYME kelimesini maydanoz olarak çeviriyorsun ya? Allah'ın adını veriyorum, bir kelime yazacağın sözlüğe, tek bir kelime. O da sana KEKİK cevabını verecek. İşte bunu kabullenemiyorum, bana versinler ben çeviricem ya. Tamam çeviri zordur, fakat kitap roman makale hele ki şiir çevirisidir o, 20 dakkalık yemek programında her aşçı aynı şeyleri söylerken, annem bile çat pat anlarken, e artık onu da çevir be kadın/adam! Digitürk kendini iyice şaşırmış, ben bu kadarını söyleyeyim.
Sinir devam: Facebook kadar olmasa da vakitimi alan bir diğer şey bloglar. (facebook'u azalttım) Yorum yapmasam da takip ettiğim pek çok blog var. Yıllardır biriktirip de artık içimde tutamadığım şey ise, söylüyorum, bir tür blog tipi beni deli ediyor. Sorun neye çıldırıyorsun diye. Politik saçmalıklara mı? Atamsenkalkdanolurbenyatam'a mı? "Fakirlerdeçalışsınsenginolsunlar"a mı? Ne bileyim işte bu tip şeylere mi, yoo hiç birine değil. Yani bunlara sinirlenirim de, olay bunlar değil. Beni çıldırtan başka şeyler.
Böyle bir, nasıl desem, bir "benim sahip olduğum şey çok özel"den başlayıp ama aslında özellikle "nasıl da diğerleri gibi olmadığını" vurgulayan, araya sos olarak bazı "eksiklerini" "de" koyan, ama o eksiklere rağmen o "özelliği" koruyan kollayan ve hisseden, eleştri olarak "sen kendini mükemmel mi sanıyosun" diyemeyeceğimiz çünkü o "eksiklerini de" söylemişti ya işte, ama tüm bunlara rağmen yine de o üstten bakış açısını koruyan, "bende öyle birşey (hayat, aşk, bebek, çocuk, bir sürü şey gelebilir oraya) var ki kimsede yok", gibi şeyler...Bir "ben hayatı çözdüm" veya "ben oldum" havası. Ama bunu söylesek, aaa hayır küçük bir çocuk gibi daha, hayatta heyecanlı ve acemi, doğrusuyla yanlışıyla büyüyor işte, o eşsiz yüreğiyle o minik kız, nereden çıkarıyorum, ne fena bir insanım ikinehir olarak ben. Ay ne bileyim işte, anlatamadım...Sanmıyorum ki olay sadece hayatını, aşkını veya çocuğunu anlatmakla ilgili olsun. Simiole'nin yazdıklarını okurken hiç bu yukarda saydıklarımı hissetmemiştim mesela, Yok ki de anne oldu ama işte bi kere rahatsız olmadım onu okurken, Rahel apayrı zaten, ne bileyim, Deryik'in hiçbir kelimesi böyle gelmedi bana, Hayalalanı'nın Damla ve Tuna'sını anlatışı da. Yani sorun yazının kendisindedir durumu değil. Sorun başka birşey, herkesin sevgilisi çocuğu ona özeldir, en özeldir; herkes blogunda anlatıyor sevgilisini kocasını bebeğini çocuğunu fikirlerini hayatını. Ama bunu yapış biçimlerinden bir türü, yukarda açıklanılmaya çalışılanı, beni sinir ediyor. Ediyor, ama böyle bir eleştri de kolay kolay söylenmez. Sanırım o tip bloglara pek bakmamak en hayırlısı, kaza yerinde yavaşlayan sürücüler gibi neden bu bloglara bakmaya devam ettiğim ise ayrı bir soru. Sevdiğim bloglar kadar sık bakmıyorum bu bloglara, çok şükür, ama sanırım ana sebep öfkelenmeyi seviyor oluşum. Ki belki tanısam onları, sever miyim, sadece yazı mı bunu yaratan? Yoksa sadece yıldızımın barışamayacağı insanlar mı onlar? Bilmiyorum. Ama yine de buradan o blog sahiplerine de teşekkür edelim o zaman. Beni öfkelendirerek ateşli tutuyorlar. Orrayts.
Şükür: Pereja, Boğaziçi, Selin, Marmara. Bunu daha önce bin kere yazmadığıma hayret ediyorum, bazı kişilerin maillerinin bitiminde yazan o minik cümlelerden olabilir mesela: Kolonya'yı kim bulduysa, bulunmasına kimler vesile olduysa, rahat uyusunlar. Nasıl? Bence çok hoş.
Şükür: Pereja, Boğaziçi, Selin, Marmara. Bunu daha önce bin kere yazmadığıma hayret ediyorum, bazı kişilerin maillerinin bitiminde yazan o minik cümlelerden olabilir mesela: Kolonya'yı kim bulduysa, bulunmasına kimler vesile olduysa, rahat uyusunlar. Nasıl? Bence çok hoş.
4 kişinin elinin klavyeye gidesi geldi:
soruya cevap: ben kullanıyorum yazz 24+4. aynen psikopat olup hemen öleceğimi sanmıştım ama gayet sorunsuz oldu benim için.
sinire sinir: insanları bir kaşık suda boğuveresim geliyor desem, anlar mısın? bizim burada bir çevirmen var, adam "sir, mr" filan demiyor, her cümle sonunda "efendim" eklenince, aklımda nietzscheler gidip geliyor.
sinire devam: the new normal ise abnormal.
"...ama sanırım ana sebep öfkelenmeyi seviyor oluşum."
:)
Allah'ın adını vermeniz beni çok etkiledi ben de yakında üşenip unutmazsam bir "popüler bilog nasıl oluyor günümüzde" yazısı yazacağım. =)
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/42484/kucuk-kizin-feryadi---sigara-icme-baba
Yorum Gönder