Perşembe, Aralık 02, 2010

Robert vs Cengizhan

Ekşi sözlükte bi entry okudum. Anadolu lisesi çıkışlı olduğum için ve anadolu lisesi gibi anadolu lisesi çıkışlı olduğum için -Gs ve İel hangi sınavla öğrenci alırlarsa alsınlar, kendilerine "özel okul" havası vermemeye ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, anadolu lisesi değillerdir, sahte tevazudan nefret ederim- çok iyi anladım entry'i, ben de lisedeyken Robert'e gitsem ben de böyle hissederdim dedim. Buyrun:

"Ortalama devlet okulundan gelen birisi için kapısından girildiğinde willy wonka'nın çikolata fabrikasına girmiş charlie etkisi yaratan şahane okul. ayrıca hayatımda sadece bir kere ziyaret edebildiğim ve bu ziyareti bir türlü unutmadığım yer.

seneler öncesinde robert kolej basket takımı ile maçımız vardı. okul takımı olarak üsküdar’dan minibüs tutup arnavutköy’e gittik. o maçı kim ayarlamıştı, nasıl bir bağlantı kuruldu bilmiyorum gerçekten. ilk sıkıntıyı okulu bulmaya çalışırken yaşadık. her yer ağaç, okul yok. bir bekçi klübesi gördük, “robert koleji nerede?” dedik

“2 km ileride solda” dedi.

okula vardığımızda film setinden içeri girmiş gibi olduk. spor salonu var. çim var. birbirine (eliyle hayalara vurma hareketi yapan ) erkekler yok? kızlar sanki daha uzun boylu, daha sarı?kıyafetler falan... çok değil iki saat önce üsküdar'da kravatın yamuk olduğu için müdür yardımcısından tokat yemişsin ve geldiğin yer bildiğin amerika!

elimde olmadan kendimi hesap yaparken yakalım. (parmaklarınla sayarak ve alt dudağını uzatarak)

kolej sınavında otuz soru daha çözmüş olsaydım
babamın maaşı sekiz kat falan fazla olsaydı
bir de ne bileyim biraz daha yakışıklı olsaydım

ben de bu okulda okuyabilirdim.

neden olmasın dı?

her neyse, maç yapmak için spor salonuna girdik.maddi, manevi her türlü kültür şoku devam ediyor. yerler bal dök yala. hepimiz için birer dolap var falan. ben şoku kendi içimde yaşıyorum ama arkadaşlardan birisi geliyor “oğlum potalar cam pota lan” diyor, ötekisi geliyor “tribünde kızlar var lağn” diyor

beyler biraz sakin olun biraz ayıp oluyor diyecekken tuvaletten bir ses geldi ;

oğlum sıcak su var lağğğğnn

takımın yarısı banyoya koştu. maçtan önce de duş aldılar. aldık.

yaşadığımız kültür şokundan bizi çıkaran beden öğretmenimiz mehmet bey oldu. soyunma odasında şamata devam ederken hışımla içeri girip ;
“nerde kaldınız lan hayvanoğluhayvanlar” diye bağırınca birden kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, aslen oralı olmadığımızı falan hatırlayıp hızlıca formalarımızı giyip maça çıktık. formaları üsküdar'da bir yerde yaptırmıştık. ben tamer oyguç'a olan hayranlığımdan ötürü 13 numara giymiştim. akşamleyin formayı yıkayıp ertesi gün okula götürmem gerekiyordu, çünkü forma benim değildi, zimmetliydi.

yalnız sahada bizi bir şok daha bekliyordu çünkü adamların hocası bildiğin zenci. “coach” diye hitap ediyorlar falan. ya ama ne enteresan, sen hayatında ilk defa kanlı canlı zenci görüyorsun, zenciyi bırak belki daha ilk defa amerikalı görüyosun...

maç sırasında robertli çocuklar kendi hocalarına “coach” falan diye bağırınca tabi biz de ufak ufak havaya girdik. merhmet bey beni oyundan çıkaracağı sırada boynumu yan büküm "ama coach!" diye bağırdım s,tem yüklü şekilde. o anda da bir sessizlik oldu sinemada arkadaşınla konuşurken sessizlik olur da söylediğin tüm salonda duyulur hani.. "coach...."

coach!
coach!!!
coach!!!....

herkesin bana baktığını hissediyordum. mehmet bey ile göz göze geldik... bana şöyle dedi gözleri (parmaklarınla sayarak)

ben coach değilim
sen robert koleji öğrencisi değilsin
minibüste dayak yiyeceksin...

velhasıl maçı kazanmıştık sanırım bir sayıyla. robertli çocukları pek hatırlamıyorum, çünkü mekana kafam çok takılmıştı. ama kibarlardı yani, aradaki sınıf farkını biz o kadar farkındaydık ki, belki de hissettirme gereği duymadılar ya da hiç bezleri yoktu o taraklarda. hatırlayamıyorum.

neşe içinde okulumuza geri döndük. hepimizin aklı geride bıraktığımız yerdeydi. bir hafta sonra mehmet bey'in -kardeşi bilmediğimiz bir sebepten ötürü intihar ettiği için- basket takımıyla ilgilenecek hali kalmadı ve takım dağıldı. oysa belki de eyalet finali bile oynayabilecek kadar iyiydik!"


Kaynak

Böyle anlarda Çeliktepe Cengizhan Liseli olduğumu bir daha hatırlıyor ve AĞLA.MA M.ELİS'e gönül rahatlığı ile gülebiliyorum. Sen benuğa'lılar, Robertliler, Gsliler de gülebilir ama biz çeliktepeliler gibi gülemezler diyerek gülümsüyorum. Ağla.ma M.elis bizim olsun bari, bi o bizim olsun bari! Umut Sarıkaya'ya bize gururlanacak birşey verdiği için teşekkür etmeliyiz, çünkü kafamızda kravatlar ile bağırıyoruz, coach'ımız mösyö'müz olmayabilir ama Ağla.ma M.elis hep bizim ya, hep bizim!

5 kişinin elinin klavyeye gidesi geldi:

jelatin dedi ki...

boff ben sen benuğa'lı olmak isterdim ya. ya da galatasaray. aslında galatasaray çok şart değil. yani o kadar kasmama gerek yok. hoop sen benuğa. cidden isterdim.

oğlum olursa onu galatasaray'a göndericem ama. böyle bir niyetim var.

Adsız dedi ki...

Soru: Robertliler "Aglama Melis"e guler mi?

Onu bilmem ama "himfs himfss ..m kokuyor" tezahurati Amerika'daki korpecik universite ogrencilerine Robertli misyonerler tarafindan genel kultur adi altinda empoze edilmis ve hatta partilerde mars olarak okutulmustur.

Soru: "babamin maasi 8 kati olsaydi" Robert'te okuyabilir miydim?

"babamin maasi 8 kati olsaydi bilkent'te okuyabilir miydim?"

Mutlaka okunasi PS: coach = http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=dave+phillips

ikinehir dedi ki...

Niye oğlun olursa kıs, gs erkek okulu mu? o değil de benim annem çok öküz bir insan olduğum için keşke paramız olsaymış da seni damdösiyon'a yollasaymışız leydi gibi yetişirdin derdi bi zamanlar. Seninki de o sebep mi? Ay ben bi de gs'yi kazandım da gitmedim, o zamanlar bilmiyoduk meşhur bi okul olduğunu, bariz kültürsüzmüşüz. Ben çocuğum olsa nereye yollarım bilmiyorum ya, bu okulların hiçbirini sevmiyorum...

Adsız, Robert'liler güler mi, bence gülerler herhalde, robertli arkadaşlarım incisözlük jargonunu keşfedip son iki aydır dillerinden düşürmüyolar, melis'e de gülüyolardır gibime geliyor. Ama işte, onlar robertli, ve bizim gibi gülebilecekleri ihtimalini reddediyorum - hem gülemezler hem de gülmemeliler anlamında. Öyle bir ortaklaşma yok, olamaz, olmayacak ve olmamalı. Kusura bakmasın burayı okuyan robetli arkadaşlarım ve Gs'li sevgilim :) Bilkent'e gelince, alakayı pek anlamadım ama babanın parasına göre değişir herhalde, zira Bilkent 15 milyar çarpı 4 sene, Robert'de 30-40 milyar çarpı 5 sene (benim bildiğim kadarıyla)

ayce dedi ki...

N. merhaba

Hatırlar mısın beni bilmem, Ayçe, en son N'nin kına gecesinde karşılaşmıştık. Okulda çok da muhabbet edemedik ama ben hasbelkader keşfetmiş oldum blogunu. Biraz zonk gibi daldım ama birçok şeyden bahsetmene rağmen bende bu blog bir masal,çaydanlıkta kaynayan çaylar vs hissini uyandırıyor, minik minik yorumların çok mutlu ediyor bazen.birgün sarıyer e yolun düşerse N yi ziyaret için ben de sizi bir çay için beklerim . çok da sevinirim.
görüşmek üzere

ikinehir dedi ki...

ayce'cim, hatırlamaz mıyım seni hiç! çok sevdindirdi beni yorumun, hele ki o hisleri uyandırıyosam, ne mutlu ki bana! çok gereken bi zamanda çok güzel bi yorum yazmışsın, çok teşekkür ederim yanaklarım pembeleşerek :) ilk uygun vakitte inşallah görüşürüz, bizim kızı da özledim ;) tezde çok kolaylıklar diliyorum, daha sık yaz, öpüyorum!

 

designer : anniebluesky : www.bloggeruniversity.blogspot.com

graphics : VLADSTUDIO : www.vladstudio.com