yok yok oyle diyerek iyice yalnizlastirma kendini, iyi kötü basediyorsun iste durumla, daha da iyilesecek hic suphen olmasin ama unutma ki oradaki serüvenini tamamlama gibi bir mecburiyetin de yok. baktin cok buyuk eziyete donustu, toplarsin tasi taragi donersin evine. bu ihtimal her zaman bakidir ve rahatlaticidir, yani bence öyledir :)
ama ben insan gormeden yasiyorum burada. bir apartmanda kalsaydim, bir yurtta kalsaydim, girerken cikarken selam verecegim insanlar olurdu, muhabbet edecegim insanlar olurdu. ben okulun aileler icin olan bir yerlesiminde kaliyorum, herkes cocuklu kendi icine evine kapali, tek bekar benim ve ben burada yapayalnizim...
ikinehir yeniden burdasın. çok sevindim dönmene. biraz daha diren ha. bundan sonra hep burayı takip edicem ve yazıcam. beni bir arkadaş olarak zihninde tut olur mu. ayce
Tembelim. Fakat tembelliği ile barışık olan bir tembel değilim. Öyle olsam daha kolay olurdu. Hem tembel olup hem de tembel olmak istemeyen biriyim. Ve hala, uzun zaman önce buraya yazdığım şeyi savunuyorum: Damarlarımda tembellik akıyor. Kalk git diyorum, dur bi şuraya kıvrılayım diyor, kıpırdamıyor.
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a , ateş hırsızlarına, Ernesto “Çe” Guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
Kazım Koyuncu
6.45
Eski zamanları hatırlayın. Perilere layık Büyük Pasta'nın yapıldığı zamanları; sadece kuyrukısırandan korkan ejderhalar, kötü krallar, topraklarınızda gezinen devler, azalmaya başlayan şovalyeler dönemini.Ve siz elinizde eski ve üzerinde yazılar bulunan bir kılıçla ejderha avlamak zorunda kalırsanız; yaprakları ağaçtan daha iyi resmedebilen türden bir ressamsanız, yağmurlu, rüzgarlı ve gün ışığının da çekip gittiği bir gece, odanızın içinde açan bir sarmaşık yaprağının sesini duyarsanız; elinizi beyaz kabuğuna dayadığınız ağaç, bir gün, "Uzaklara git. Rüzgar senin peşinde. Git ve asla dönme" derse; üstünüzde koca bir yorgunluk ve yoksunluk duygusuyla kendinize gelircesine etrafa bakıp "Niye yalnızız?" diye sorarsanız; küçük bir çocuk elinizi sessizce tutup "Üzgünüm" diyecektir.
4 kişinin elinin klavyeye gidesi geldi:
yok yok oyle diyerek iyice yalnizlastirma kendini, iyi kötü basediyorsun iste durumla, daha da iyilesecek hic suphen olmasin ama unutma ki oradaki serüvenini tamamlama gibi bir mecburiyetin de yok. baktin cok buyuk eziyete donustu, toplarsin tasi taragi donersin evine. bu ihtimal her zaman bakidir ve rahatlaticidir, yani bence öyledir :)
ama ben insan gormeden yasiyorum burada. bir apartmanda kalsaydim, bir yurtta kalsaydim, girerken cikarken selam verecegim insanlar olurdu, muhabbet edecegim insanlar olurdu. ben okulun aileler icin olan bir yerlesiminde kaliyorum, herkes cocuklu kendi icine evine kapali, tek bekar benim ve ben burada yapayalnizim...
ikinehir
ikinehir yeniden burdasın. çok sevindim dönmene. biraz daha diren ha. bundan sonra hep burayı takip edicem ve yazıcam. beni bir arkadaş olarak zihninde tut olur mu.
ayce
değilsin.
Yorum Gönder