Yillar gecer de ben bir gun doner su zamanlarima bakarsam, burada, bu evin bir odasinda, gecelerin aslinda ne kadar siyah oldugunu dusunurken, etrafimdaki evlerde yasayan herkes uykuda ve odalari isiksizken, bu issiz evde arada bir gumburtuyle bana varligini hatirlatan buzdolabi ile gecinmeye alisirken, geceleri sessiz birakmayan boceklere etrafimda hayat oldugunu bana hatirlattiklari icin minnet duyarken, Yuzuk Kardesligi'ni ve Yerdeniz Buyucusu'nu bir okyanus otede bir minik odada unutmusken, elimi nereye koysam kolumu nereye koysam bilemedigim aksamlarda, yalnizlik da fena degil ama cok sessizmis be haci diye mirildanirken, baska nice hayatlar gordugunu bilmedigim ama cok gormus gecirmis oldugunu hayal ettigim evimin tek koltuguna bir pencere kenarinda kurulup kucagimda bilgisayar Leyla ile Mecnun izledigim anlari hatirlayacagim. Bu koca kitanin, bu kucuk sehirin, ve bu cok da minik olmasa da ilk defa sadece benim olan bu evin ilk zamanlari hep Leyla ile Mecnun olarak aklimda kalacak.
Sagolsunlar, beni yalniz birakmadilar. Bir tesekkur de ben edeyim emegi gecenlere.
1 kişinin elinin klavyeye gidesi geldi:
çok mutluyum yeniden yazmaya başladığın için. diğer paylaşım mecraların her ne idiyse, ben hiçbirini burası kadar sevmiyorum.
ne kadar farklı da olsa nihayetinde çok tanıdık deneyimler, hele "be hacı" ile biten kısmı.. bir de ben böcekleri sevmiyorum ama bizim burda ambulans-itfaiye-polis'in arkası kesilmiyor, o sirenler de şehirde olduğumu hatırlatıyor..
leylayla mecnun değil belki ama don draperla gregory house, rachel berry ile john dorian, bilmiyorum işte kaç tane dizi karakteri varsa, ben de şu londra odasında çok şey paylaştım onlarla.
yaz yine tamam mı...
Yorum Gönder